Bir Dostoyevski klasiği… Şunu ifade etmeliyim ki 700 sayfa okuduktan sonra bu muymuş o kadar abartılan kitap dedim. Fakat bunun sebebi ilk 700 sayfanın kötü olması değildi. Sadece beklentinin arşa çıkarılmasıydı. Yoksa dünya edebiyatının en iyisi Dostoyevski’nin yazdığı her satır bize bambaşka pencereler açabilir. Açık konuşmak gerekirse beklentiyi yükselten arkadaşlar, bizler, hepimiz o kadar az okuyoruz ki kötüyü iyi, iyiyi muhteşem görüyoruz…
Kitaba gelecek olursak; Bir Dostoyevski klasiği. İnsanların ruhunu önümüze seren, psikolojik tahlillerin suyunu sıkan bir eser. Nasıl ki eskiden çamaşırları kurutmak için iki tarafından sıkılırdı, Dostoyevski de insanları öyle sıkıyor da tüm duygularını, içlerindeki irini, azabı her şeyi önümüze seriyor. O kadar ki bizim okur olarak yapacak bir şeyimiz kalmıyor. Çünkü yazar bize bırakmadan, vicdan azabını da değerlendirmeleri de her şeyi kendi eliyle kahramanlara yaptırıyor.
Alyoşa.. Yazarın prensi, hep yüce gönüllü. Mitya.. işleneceği belli olan cinayetin en muhtemel adayı, kendini buna kendi hazırlayan kadersiz. İvan.. yine kendimden bir şeyler bulduğum bir karaktere denk geldim. Düşünmek azabına inançsızlığı ve vicdan azabını da ekleyerek delirmenin eşiğine varan İvan.. Baba Pavloviç, Karamazov adının alındığı, bütün kötülüklerin kaynağı. Aç, paragöz, şehvet düşkünü.
İlk 700 sayfadan sonra yazar kahramanlarımızın içini önümüze seriyor. Kendimizi bir psikolog seansının içerisinde buluyoruz. Çıkmak istesek çıkamıyoruz. Kahramanlarla acı çekiyor, onlarla yol alıyoruz. Azap, düşünce, keder her şeyi tadıyoruz.
Yine yargılama ile birlikte hukukçulara ders olarak okutulması gereken sayfalara denk geliyoruz. Yazar bize şöyle olsaydı şöyle olurdu, şöyle de olmuş olabilirdi deme fırsatını hiç vermiyor. Çünkü kendisi bunu yaparak bizim muhakememizi kitliyor.
Dostoyevski.. yazar, psikolog, ruh bilimci. Ne dersek diyelim. İnsan ruhunu önümüze atan sonra da bizi kendi içimize döndüren eşsiz bir yazar. Kederi de azabı da onunla öğreniyoruz. Onun kahramanlarıyla acı çekiyor, beyin hummasına yakalanıyor, suç işliyor aklanmaya çalışıyoruz. Okudukça hepimiz birer Dostoyevski kahramanı olduğumuzu fark ediyoruz.


