Kitabı bir modern devlet eleştirisi olarak ele alırsak kusursuz bir eser. Fakat kitabın ana teması modern devlette İslami bir yönetimin neden var olamayacağını anlatacak izlenimi veriyor. Evet birçok yerde bunu görebiliyoruz fakat bunu İslami yönetimin gözünden değil modern devletin gözünden görüyoruz. Bu bile yazarın temel bakış açısını, temel amacını ortaya koyuyor.
İslami yönetimin gerçekleşmesi gerçekleşmemesi yazarın umrunda değil; yazarın istediği modern devleti eleştirmek. Ki bunun da hakkını veriyor. Fakat bakış açısı İslami yönetimi ikinci plana attığında yazarın samimiyeti sorgulanmalı. Nitekim yazar, oryantalist bir yazar ve İslam hukuku profesörü. Buna rağmen kavramları kullanım şekli, kavramlara yüklediği anlam Müslüman olmayan birinin İslamı en fazla ne kadar anlayabileceğini bize gösteriyor. Bu İslam hukuku profesörü olsa bile. Örneğin İslamın beş şartını için “ritüel” kavramını kullanması fecaat. Belki de çevirmen tercihidir -ki çeviri de maalesef kötü düzeydeydi-. Namaz ve Hac ibadetleri için belli rükûnları olması sebebiyle ritüel kavramı kullanılabilse de Kelime-i Şehadet, Oruç ve Zekat için nasıl ritüel denebilir, çok anlaşılabilir değil. Yine şeriat yaklaşımı geniş bir perspektif sunsa da yazarın durumu tam kavrayamadığı, basit durumları bile sanki ilk kez görüyormuş gibi ortaya koyması enteresan. Kitabın Amerika’da yayımlanması belki bu durum açısından açıklayıcı olabilir.
Yazarın neden modern devlette İslami yönetim olmaz yaklaşımı doğru bulunabilir. Ahlaki yaklaşımı, modern devletin ve İslamın insana atfettiği değer, hukuk ve ekonomik yaklaşımlar bunu doğruluyor. Fakat yazar burada yine batılı yazar ve kavramlarla durumu açıklama çabasına girişiyor. Burada yine bakılan göz İslamın ve Müslümanların içerisinden değil bir yabancı göz oluyor. İslami yönetim için Kant, Foucault gözünden bakmak anlamsız. Yazar buradan bakıyor çünkü İslami yönetim asıl problemi değil, asıl amaç modern devlet eleştirisi, İslami yönetim kavramı da bir paravan olarak kullanılıyor.
Yazarın üslubu yaklaşımı bizlere imkansızlık portresi çiziyor. Yazarın söylediklerine bakılacak olursa zaten hiçbir zaman İslami yönetim var olmamış gibi bir anlayış ortaya çıkıyor. Devlet kavramına da yalnızca modern haliyle yaklaşmak her halükarda bizleri çıkmaza sürüklüyor. Nihai olarak yazar ağır ve yerinde bir modern devlet eleştirisi yapıyor, İslami yönetim ve şeriat kavramlarını da bir aparat olarak kullanıyor.


